Her yazımda birilerinden örnek verdiğim kanısına kapılıyorsanız haklısınız, ben de yazarken aynı hisse kapılarak yazıyorum ama tarzımı artık biliyorsunuz. Örnekler size bir yol haritası çizmek için var. Varacağınız nokta, başladığınız noktadan her zaman farklı oldu.
Tıpkı başladığınız kişi ile bitirdiğiniz kişinin aynı olmadığı gibi.
Theseus’un Gemisi aslında basit bir felsefi sorudur.
Atinalı bir kahraman olan Theseus, gemisi ile Girit adasında bulunan yarı insan yarı boğa Minotaur’u öldürmek üzere yola çıkar. Bu yolculuk boyunca gemideki eskiyen tahtalar yeni tahtalar ile yer değiştirilerek Girit adasına varılır. Görevini başarıyla tamamlayan Theseus, Atina’yı yönetmek için geri döner. Yol boyunca, Atina Limanı’na varana kadar geminin tüm eskiyen tahtaları yenileri ile değiştirilmiştir.
Bu hikayeyi anıtlaştırmak isteyen halk gemiyi meydanda sergilemeye karar verir.
Soru burada ortaya çıkar.
Yolculuk boyunca sökülen ve atılan eski tahtaları birisi birleştirip ikinci bir gemi yapsaydı; sergilenmesi gereken “gerçek” gemi hangisi olurdu?
Yola çıkan ama artık her parçası değişmiş olan mı? Yoksa eski parçalardan yapılan ama yolculuğu tamamlamayan mı?
İnsan doğası gereği geçmişi anmakla kendini sorumlu hisseder. Elbette yola çıkanın emeği yadsınamaz ama yola çıkmaktan daha zoru eve dönebilmektir. Aslında burada ortaya iki sonuç çıkmakta.
İlki, tüm yol koşullarını hesaplayarak kendinizi bu zorlu yolculukta değişime hazır hale getirmelisiniz. Eğer değişimden korkuyor ya da kendinize sahip olduğunuzdan fazla güveniyorsanız suyu boylarsınız.
İkincisi ise, yola çıktığınız kişi ile limana vardığınız kişi aynı kişi değil. Kibirli olmayın. Varmanın başarı olduğu kadar yola çıkabilmenin de bir o kadar başarı olduğunu, kendinize haksızlık etmemeniz gerektiğini unutmayın.
Sonuç olarak, bana fikrimi sorarsanız Theseus’un gemisi limana başarı ile varandır ancak bu diğer tahtaları değersiz yapmaz. Değişime olan inancınız ve hedefinize olan bağlılığınız sizi başarıya götürdü.
Ama unutmayın, madalya her zaman kazanana takılır.
